• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default style
  • blue style
  • red style
Perşembe 19 Oca 2017
Tanzimat Öncesi Yazdır
Salı, 26 Ocak 2010 22:32

TANZİMAT ÖNCESİ

            Tanzimattan önce Osmanlı İmparatorluğu teşkilatı incelendiğinde idari kuruluş yapısına Büyük Selçuklu İmparatorluğu, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Memluklular ve Anadolu Beylikleri gibi bazı İslam ve Trük devletleri teşkilatlarının örnek olduğu görülmektedir. Osmanlı devleti maliye teşkilat, Batı (İran) Moğolları denilen İlhanlılar ile Anadolu Selçuklularının teşkilatından alınmıştır.


              Orhan Bey döneminde (1326-1359) Bursa’nın başkent yapılmasıyla birlikte bir göçebe sınır beyliğinden yerleşik bir devlet düzenine geçilmiş ve devlet olmanın bütün koşulları kazanılmıştır. Devletin mali teşkilatı da esas itibariyle Orhan Gazi zamanında kurulmaya başlamıştır. I. Murat zamanında devletin merkez ve eyalet teşkilatları tamamlanmış, daha sonra Çelebi Mehmet’in (1403-1421) girişimleri ve başarılı çalışmaları ile Timur’un yarattığı sarsıntı sonucu devletin bütünlüğünü tehdit eden, yayılma ve gelişmesini geciktiren iç tehlikeler önlenmiş devlet düzeni yeniden kurulmuştur. Nihayet 29 Mayıs 1453’te Fatih Sultan Mehmet, bin yıldır devam eden Doğu Roma (Bizans)İmparatorluğu2na son vererek sınırları Avrupa içlerine kadar uzanan bir devletin, yeni bir İmparatorluğun kuruluşunu sağlamıştır.


             Bu genişlemelere ve gelişmelere paralel olarak aynı dönemin sonunda gelindiğinde para basımından tımar düzenine ve Defterdarlık düzeyinde merkez ve taşra teşkilatına kadar mali örgütlenmenin bütün müesseseleriyle tamamlandığı görülmektedir.
         

            Sarayın ve padişahın hizmetleri saraydaki birun, Enderun ve harem personeli ile yürütülürken, merkezde devletin genel idari hizmetleri ve işlemleri kalem olarak adlandırılan üç ana büro ya da daire tarafından yürütülmektedir. Bu daireler, Divan-ı Hümayun kalemleri, Bab-ı Defter (Defterdarlık) ve Defterdarhanedir. Bunlardan divan-ı hümayun kalemleri ile defterdarhane nişancıya, hazine-i amire ile birlikte defterdarlık kalemleri defterdara bağlıdır.


          Tanzimat öncesi dönemde devletin esas hazinesi yani hazine-i amire başdefterdarın yönetiminde ve sorumluluğundadır. Hazineye giren ve hazineden çıkan paraların hesabını tutmak, devletin gelirlerini toplamak ve giderlerini yapmak, merkez ile taşra (eyaletlerinin) gelir, gider, nakit ve mahsup ilişkilerini sağlamak, devletin yıllık gelir ve giderlerini dengelemek, gelir ve gider konularında gerekli tedbirleri almak ve ilgili yılın kesin hesabını çıkarmak üzere başdefterdarlığa bağlı birimler (kalemler) kurulmuştur. Kurulan bu maliye hepsine birden bab-ı defteri denilmiştir.
           

           Tanzimata gelinceye kadar yaklaşık beş buçuk asırlık uzun bir dönemde maliye teşkilatı kalemleri arasında zamana ve şartlara göre değişiklikler yapılmış, yenileri kurulurken bazıları yeniden örgütlenmiş ya da kaldırılmıştır. Osmanlı devletinde maliye idaresi “Bab-ı Defteri”, “Defterdar Kapısı” gibi isimlerler anılmaktadır.

 
           Defterdarlık devletin teşkilat yapısı içinde mali işleri yürüten bir üst kuruluştur. Devletin tüm merkez ve taşra mali birimleri Defterdarlığa bağlı olarak çalışmaktadır. Defterdarlık kalemleri ve hazinenin başında defterdar bulunmaktadır. Selçukluların müstevfi dedikleri vezire Osmanlılar defterdar demişlerdir. Osmanlı Devletinde hükümdar tüm servetin muhafız ve murakıbıdır. Mali işlere önceleri Vezir-i Azam bakardır. Sonraları bu işleri fiilen idare etmek üzere Başdefterdarlık ihdas edilmiştir. Osmanlı devletinde ilk defterdarın I Murat’ın son senelerinde veya Yıldırım Beyazıt zamanında tayin edildiği tahmin edilmektedir. Divana (Divan-ı Hümayuna) dahil olan defterdar vezirlerle kazaskerlerden sonra gelmekte ve bugünkü anlamıyla Maliye Bakanı olarak görev yapmaktadır.


            Osmanlılarda XV. Asrın son yarısına kadar merkezde bir defterdar ile eyaletlerde ona tabi hazine ve mal defterdarları vardı. Memleketin genişlemesi üzerine II. Beyazıt zamanında merkezdeki defterdar adedi ikiye çıkarılmıştır. Bunlardan Rumeli defterdarı aynı zamanda başdefterdardı ve Rumeli’deki haslar ile mukataalara bakardı. Anadolu defterdarı ise Anadolu’daki haslarla mukataalara bakmakla görevliydi. Yavuz Sultan Selim’in Doğu Anadolu ve Suriye’yi almasını takiben oraların mali işlerine bakmak üzere Halep’te Arap ve Acem Defterdarlığı adıyla üçüncü bir defterdarlık kurulmuştur.


          XVI. asır ortalarında Rumeli ve Anadolu defterdarlıklarına bağlı olan yalılar ile İstanbul mukataaları ayrılarak merkezde şıkkı sani ünvanıyla bir defterdarlı daha kuruldu. Bu suretle derece sırasıyla İstanbul’da Rumeli veya Şıkk-ı Evvel Defterdarlığı, Anadolu Defterdarlığı ve Şıkk-ı Sani Defterdarlığı adı ile üç defterdarlık meydana geldi. Daha sonra Tuna (Macaristan) ve Anadolu ile Suriye’de çeşitli kenar defterdarlıkları kuruldu ise de sonradan kaldırıldığı için maliye teşkilatında üç defterdar kaldı.


          XVII. asır ortalarından itibaren defterdarlar şıkk-ı evvel, şıkk-ı sani ve şıkkı salis adlarıyla anılmıştır. Bu tarihten itibaren şıkk-ı evvel defterdarı başdefterdar olarak bütün mali işlerin başı ve sorumlusu oldu. Diğer defterdarlar onun yardımcısı gibi grev yaptılar. III. Selim zamanında şıkk-ı sani defterdarı Nizamı-ı Cedit hazinesine memur oldu ise de Nizam-ı Cedit kaldırılınca bu makam da kaldırıldı. Bu defterdara İrad-ı Cedit Nazırı da deniliyordu. Yine III. Selim döneminde, 1795’de Zahire Nezareti’nin kurulmasıyla birlikte şıkk-ı salis defterdarlığı Zhire Nazırlıyla birleştirildi. Ancak 1805 yılında tersane Hazinesi’nin kurulmasından sonra Tersane Nazırı şık-ı salis olarak kabul edildi, zahire nazırları ise şıkk-ı rabi derecesine indirildi. Şıkkı salis defterdarlığı 1834’te Mansure Defterdarlığına ilhak olundu. Böylece maliye işlerinin idaresi münhasıran şıkk-ı evvel defterdarının idaresine verildi.


          I. Mahmut zamanında Yeniçeriler ortadan kaldırıldıktan sonra biri askeri giderlerin idaresi için Masarifat Nezareti, diğeri de iltizama verilmesi usulü kaldırılan mukataaların gelirlerinin idaresi için Mukataat Nezareti olmak üzere iki teşkilat kuruldu. 1834 tarihinde masarifat nezareti kaldırıldı, şıkk-ı evvel defterdarlığı Hazine-i Amire ve Mansure Defterdarlığı adlarıyla iki kısam ayrıldı. Nihayet Gülhane Fermanı’ndan birbuçuk sene kadar önce 28 Şubat 1838 tarihli ferman ile Hazine-i Amire Mansure hazinesine ilhak olunarak ve defterdarlık ünvanı kaldırılarak Umur-ı Maliye Nezareti kuruldu. Abdurrahman Nafiz Bey’e vezaret ve paşalık ünvanı verilerek ilk Maliye nazırı oldu. Maliye Nazırı ünvanının ihdası sırasında Maliye Müsteşarlığı da ihdas ve ilk müsteşarlığa mukataat zimmeti Hüseyin Hüsnü Efendi (Köse) tayin olundu.


         Ancak Maliye Nezareti’nin bu statüsü uzun ömürlü olmadı. Abdülmecit’in tahta geçmesinden hemen sonra ve Tanzimattan birkaç ay önce 2 Eylül 1839’da Maliye Mezareti ikiye ayrılarak tekrar Defterdarlığa dönüldü. Hazine-i Amire defterdarlığı ile Mukataat Hazinesi Defterdarlığı yeniden kuruldu. Nezaret Defterdarlıklara ayrıldığı için müsteşarlık kaldırıldı.